Yenidoğan Sarılığı

 

Yenidoğan döneminde neredeyse her bebekte, cilt ve göz içinin sarardığı bir dönem görülür ve  genellikle bebek 10. güne ulaştığında sona erer. Doğal bir süreç olması nedeniyle fizyolojik sarılık olarak isimlendirilir. Anne karnında iken bebekte bulunan kırmızı kan hücrelerinin doğum sonrası bebeğin karaciğer ve dalağında yok edilmesi sonucu açığa çıkan “bilirübin” maddesi  bu sarı renge neden olur. Sarılık tabiri caiz ise baştan ayağa ileriler, yani göz içinde belirip düzeyi arttıkça göğüs, göbek ve topuk cildinde gözlenir.  Gerilemesi ise bu sıranın tam tersi olur yani en son gözün beyazından yok olur.  Sarılık fark edilmese bile hastaneden çıkmadan mutlaka kanda bilirubin düzeyine bakılır. Her saat ve bebeğe göre değişen tedavi sınır değerleri doktorlar tarafından yakın takip edilerek aileye bilgi verilir, olası stratejiler belirlenir ve buna göre plan yapılarak kontrol tarihleri belirlenir.  Peki madem  fizyolojik ne gerek var bu kadar kan alıp yakın takip etmeye şeklinde bir soru aklımıza gelebilir. Bilirubin aynı ciltte birikip sararmaya neden olduğu gibi beyinde de birikme eğiliindedir. Normal şartlarda kan ile beyin direkt temas halinde değildir. Kan beyin bariyeri denen bir sistem ile beyin sadece kendisi için gerekli olan maddeleri kandan alır. Ancak yenidoğan döneminde bu bariyer yeterince gelişmemiştir ve yüksek düzeye ulaşan bilirubin kan beyin bariyerini geçerek beyinde kalıcı hasara neden olabilir ki bu duruma Kernikterus denir. Bariyerin aşılmasını sağlayacak düzeylere ulaşan bilirubin düzeyi artık patolojik sarılık olarak isimlendirilir.

Tedavi gerektiren yenidoğan sarılıklarının en sık görülen sebepleri:

  1. Enfeksiyon: Annenin hamileyken geçirdiği kızamıkçık, toksoplazma, Hepatit B, AIDS, sifilis, CMV, parvovirüs B19 enfeksiyonları ile bebeğin geçirdiği enfeksiyonlar.
  2. Kan grubu uyuşmazlığı : Anne kan grubunun 0, bebeğin A, B veya AB olduğu durumlarda görülür.
  3. Rh uyuşmazlığı: Annenin Rh (-), bebeğin Rh (+) olduğu durumlarda görülür.

Hem kan grubu hem de Rh uyuşmazlığında anneden bebeğe geçen ve  bebeğin kırmızı kan hücrelerine karşı oluşan bağışıklık sistem ajanları, bebeğin kanının çok hızlı bir şekilde yok edilmesine ve çok hızlı ve yoğun bir şekilde bilirubin üretilmesine neden olur. Doğum öncesinde annenin kan grubu ve Rh tipi belirlenerek bebeğin potansiyel tehlike altında olup olmadığı belirlenebilir. Rh (-) kan grubuna sahip kadınlara, ilk kez Rh (+) bir bebek dünyaya getirdiklerinde,  anne ile bebek arasında kan alışverişinin olabileceği düşük, dış gebelik gibi hamilelik dönemi sorunlarında veya amniyosentez uygulandığında ilk 72 saat içerisinde RhoGAM tedavisi uygulanır. Bu uygulama ile bebeğe karşı oluşan bağışıklık sistem ajanları yok edilir ve Rh uyuşmazlığı önlenir.

  1. Favizm (G6PD Eksikliği): Kırmızı kan hücrelerinde bulunan Glikoz-6-fosfat dehidrogenaz adı verilen enzim eksikliği olan kişiler bakla yediklerinde sarardıklarından dolayı Favizm adı verilmiştir. Bu bebeklerde erkenden başlayan ve uzun süren sarılık gözlenir. Favizm tespit edilen bireyler benzer tepkiyi naftalin maruziyeti ve bir takım ilaçlar ile de gösterir.
  2. Enfeksiyon: Erken yenidoğan enfeksiyonları.
  3. Bebekte karaciğer hastalığı
  4. Hipotiroidi: Tiroit bezinin doğuştan olmadığı veya az çalıştığı bu klinik tabloda tiroit hormonunun çok düşük düzeyde olması nedeniyle kan bilirübin değerleri çok yükselir. Doğuştan hipotiroidi hastası olan bebekleri erken saptamak amacı ile topuk kanı taraması yapılmaktadır. Zira erken tespit edilmez ise bu bebeklerde kısa sürede gelişen ve tedavi edilemeyen ağır zeka geriliği oluşur.
  5. Prematür (erken) veya gebelik haftasına göre düşük ağırlıkta doğması.

YENİDOĞAN SARILIĞININ TAKİBİ

Zamanında doğan bebeklerde sarılık doğumdan sonraki  4.-6. günlerde en üst düzeye çıkar ve 12-13 mg/dl düzeyini geçmez. Daha sonra ise bilirübin değerleri hızla düşmeye başlar.

Erken doğan bebeklerde ise bilirübin değerleri daha geç yükselir ve daha yüksek değerlere çıkar. 5. günde en yüksek değerlere çıkar ve 10-15 mg/dl düzeyini geçmez. Sarılık en geç iki hafta içerisinde yavaş yavaş azalır.

Herhangi bir bebeğin  kan bilirübin düzeyi 15 mg/dl üzerinde olması veya ilk gün 5 mg/dl’den yüksek olması  veya 24 saatte 5 mg/dl’den daha fazla artması halinde artık patolojik sarılıktan bahsedilir ve tedavi planlanır.

SARILIK TEDAVİSİ

Fototerapi:  Bebek cildinin güneş ışığı ya da floresan ışığına maruz bırakıldığında ciltteki bilirübinin ışığın etkisiyle vücutta birikmeden kolayca atılabilecek farklı bir formuna dönüşmesinin fark edilmesiyle birlikte sarılık tedavisinde ilk sırayı almıştır. Fototerapi sırasında bebeğin gözlerinin ışıktan etkilenmemesi için kapatılması ve beslenmesine dikkat edilmesi dışında ek önlem almaya gerek yoktur. Fototerapi ile birlikte bilirubin düzeyi 48-72 saat içinde taburcu olabilecek düzeylere düşer.

Kan değişimi: Kernikterus  gelişmemesi için uygulanır.  Göbek bağı  henüz düşmediğinden  bu bölgedeki kan damarlarına yerleştirilen setler ile bebeğin bilirubinli kanı uygun kan grubuna sahip temiz kan ile değiştirilir. Ani ve yüksek düzeye ulaşan, fototerapiye rağmen yükselme eğiliminde olan bilirubin düzeylerinde uygulanır. Düşüş daha hızlı olur. Prosedürü takiben bebek tekrar fototerapi ile desteklenir ve uygun bilirubin düzeylerine gerileme olduğunda taburcu edilir.

 

Related posts

İlk Randevunuza Gelirken

Aşağıdaki soruların doktorunuz ile ilk randevunuzdan önce mutlaka tarafınızdan bilinmesi gerekiyor, zira randevu boyunca bu soruları tek tek size...

Posted

Leave a Reply